abone ol: Makale | Yorum

Beyaz Bulut’ta Veda

0 yorum
Beyaz Bulut’ta Veda

 

Haftanın, Ayın, Yılların Dergisi

Genellikle pazartesi günleri haftanın kitabı konuk oluyor sitemize. Daha çok yeni yayınlardan seçmeye çalışıyorum bu bölümün kitaplarını. Bu hafta bir kitap değil, bir dergi konuk köşemize. O benim için haftanın değil, ayın, yılın değil yılların dergisi: Beyaz Bulut.

Biliyorsunuz, dergi 25. Sayısı ile okuyucuların veda etti. Kasım-Aralık 2017 sayısı olduğu için halen alabilirsiniz.

İlk sayfada yine editör yazısı karşılıyor bizi. “Niyetimiz dünya heybesinde neşeli çocuk sesleri, hassas kalplere dokunan ince sözler, aklı gıdıklayan uçsuz bucaksız hayaller biriktirmekti. Öyle de oldu.” demişler. Gerçekten tam da böyle oldu sayın editör.

 

Beyaz Bulut artık elimizle tutup, postacının getirmesini dört gözle beklediğimiz bir dergi olmayacak belki ama www.beyazbulut.com adresinden ona ulaşabileceğiz. Umarım eskisi gibi güzel içeriklerle en azından internet yayınına devam ederler.

Bu veda sayısını sayfa sayfa, kelime kelime, sevgi sevgi, vefa vefa buraya taşımak isterdim. O kadarını yapabilir miyim bilmiyorum ama en azından her sayfadan bir koku iliştireyim şuracığa.

İlk önce Beyza Nur Demirci’nin Denge şiiri karşılıyor bizi:

“Durmak ve yürümek için ipin üstünde

Açmalısın kollarını iki yana

Ve sakin yavaş adım adım

Düşebilirsin bazen

Her seferinde yeniden kalkmalısın.

…”

Sonra Gülçin Durman’ın Kasımpatı Patlayınca adlı harika öyküsünü okuyoruz. Böylece makinemenaj hastalığına yakalanan yetişkinlerin devasının çiçek pıtraklarında ve çocuk kahkahalarında olduğunu öğreniyoruz.

 

Ardından M. Ahmet Demir Sessiz Masal’ında bir Beyaz Bulut’u balonlarla yolcu ediyor.

Doğukan İşler’in Yanlış Masalcı’sı var şimdi de. Bizi kaç sayıdır masalların doğru halleriyle tanıştıran Bay Yanlış Masalcı’yı nasıl da özleyeceğiz… Veda sayısında bize yükselip masal olan Beyaz Bulut’u anlatıyor. Yağmur olup çocukların üzerine yağacakmış, ne güzel…

Ve çocuklara farklı bir bakış açısı kazandıran Tahta Kılıç Destanı ile Ümit Yaşar Özkan var sayfayı çevirince. Onlar da eksik bir kitabı tamamlamak üzere yola düşmesinler mi…

Tahta Kılıç bir çocuktu

Kafdağı’na doğru yola çıktı

Aklında vardı bin bir oyun

Bu destanı böyle duyun

Ve benim yazdıklarına hayran olduğumu her fırsatta dile getirdiğim, masallarını zevkle okuduğum Sümeyra Turanalp Tersine Masal’ı yazmış bu sayıda bize.  Gökten düşen üç elma ile başlıyor masal. Sonrasında o üç elmanın yıllar sonraki akıbetini de öğrenebiliyoruz.

 

Derginin en tatlı bölümlerinden olan Çıtır Pıtır’da ise Beyza Nur Demirci veda sayısında son noktayı koymuş: Aa yeter sakin olun der nokta sakince ve koyar noktayı. Ve son. Son nokta. Nokta!

Mahmut Bıyıklı’nın Bisiklet şiirine geçiyoruz şimdi de.

Bir bisikletim olsaydı

Korna değil gül takardım

Her tarafını süsleyip

Durmadan ona bakardım

Sonra Ayşe Sevim kaleminden Davut’un Sünnet Kıyafeti öyküsünü okuyoruz. Ve tekrar bir şiir karşılıyor bizi, Ayşegül Sözendağ yazmış, Şiir Sandığı.

Yanında ise Fersude İklim’den okuduğumuz Ah Şu Dedem çizgi köşesi var. Dedemiz de Beyaz Bulut’un vedasına epey üzülmüş anlaşılan.

Bir masal var arka sayfada: Düş Satıcısı. Seria Selim Hadid yazmış. Beyaz Bulut’un dünya edebiyatından çeviri masallarını da özleyeceğiz…

“Bunların kalplerindeki üzüntüyü bir kaval çalgıcısı nasıl çıkarabilir?” diye kendime soruyorum…

Murat Ak Bahçemizde Limonata şiirinde “Elma yiyen allanır/Ağzı dili ballanır” demiş okuyuculara.

Dedektif Halis Muhlis veda sayısında karmaşık ve dev bir labirentten çıkmaya çalışıyor. Onu tanıyorsanız, çıkabileceğini de tahmin edersiniz…

 

Mustafa Ökkeş Evren var sırada. Hayalci Hasan’ı okuyoruz kaleminden. “Büyüyünce hayalci olacağım babacığım, hayal kuramayanlara nasıl hayal kurulacağını öğreteceğim.” diyor Hasan.

Fil Hakika ve Bit Tabi de bir yolculuğa çıkıyorlar 25. sayı ile. Bir şemsiye, bir şapka ve iyi bir dost yeterli tüm yolculuklara…

Şimdi bir başka şiir-masal var: Doğrucu Davut İş Başında. Fatma Nur Yılmaz yazmış.

Çarpım tablosunu bilmiyor diye

Atmışlar minik bir çiçeği hapse

Ve Tuba Dere kaleminden Karayı Merak Eden Omay var sırada. Meraklı deniz yıldızı Omay inşallah sağ salim varır evine.

Okuyuculara tatlı bir mektup tadında deneme yazmış Nesibe Şahin, Gelip Geçen Şeyler adında…

Yan sayfada ise Zeynep Şahin’in şiiri var: İlaç Kokulu Şiir.

“…

Unuttum o günleri

Artık zafer benimdir

Öyleyse kalsın geri

İlaç kokulu şiir”

Beyaz Bulut’u Unutmayan Masal var şimdi sırada. Rabia Gülcan Kardaş kaleminden.

“Önüme düşüp yürümeye devam etti. Ben de peşinden gittim. Kırk çarık eskittim. Sonunda bir ağaca yaslanıp dinlendik. Bak, diye gökyüzünü işaret etti. Ne görüyorsun?”

Sonraki sayfalarda Beyaz Bulut’u sormuşlar yazarlarına. Onların gözünden Beyaz Bulut’a bakmak da ayrı bir güzellik olmuş.

Zekiye Çoban Şarkımız Yarım mı Kaldı? diye sormuş masalında ama “Bu hep böyledir ki… Güzel işler yarım kaldı sanırsın, bakarsın bir yerlerde hala devam ederler” diyerek bizi teselli de etmiş.

Sevinç Şahin Pencereli Şiir’i yazmış.

Meğer Morkabak Kitabevi’nden Safi bir karavana yüklemiş sevdiği yazarların sevdiği kitapları. Onlara da yolculuk görünse de Hurşit bu işten pek memnun değil gibi.

Fatih Turanalp Düşler Bulutu öyküsünde bir anne duası sıcaklığı ile yer alıyor veda sayısında.

“Bulut düşlerin hiç sönmesin. İçine kötü sinmesin. Hep helal yedik oğlum. Soframızda haram lokma yenmesin.

Amin diyoruz ablalarımla birlikte.

Rüzgar bulutları savuruyor. Bulut düşlerim beni çağırıyor.”

Dünyayı Kurtaran Çocuk bize önemli bir ipucu veriyor. Dünyayı kurtarmak için “cesaret, inanç ve zeka” ile tamamlıyor tüm gerekenleri.

Beyaz Bulut’un son sayısındaki çizerlerini de analım burada, sevgi ve vefayla.

Sıddıka Tasa, Rümeysa Temiz Karaca, Nuray Yüksel, Mümine Yeşilmen, Mustafa Şahin, Zeynep Yeşilmen, Özlem Yüce Aka, Sümeyra Demir, Ahmet Demir, Esra Gözde, Ümit Özkan, Fatma Betül Yıldız, Muhammed Ali Üzen, Nur Dombaycı, Zeynep Sude Özkan, Dilek Gülcemal Değirmenci, Halime Nur Sevim, Melike Büyükçolpan, Elif Nur Can, Yavuz Selim Baş.

Ve arka kapakta Vural Kaya Beyaz Bulut Şarkısı şiiri ile var.

“…

Haydi dostlarım!

Şimdi hatırladım

Rüzgar da çıkmadan

Söyleyelim birlikte şarkımızı

Ve dağılalım evlerimize

Güle oynaya dağılalım

Sizi çirkin bir avcı,

Beni arsız rüzgar bulmadan

Baştan alalım ve söyleyelim şarkımızı…”

Derginin ön kapağında ise sandalla denize açılan çocuklar görüyoruz. Üzgünler ve bize el sallıyorlar. Biz de aynı şekilde yolluyoruz onları.

Güle güle Beyaz Bulut…

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: