abone ol: Makale | Yorum

Salyangoz Avcıları

0 yorum
Salyangoz Avcıları

Bir köyde (Göbeklitepe civarında) yaşayan arkadaşların hikayesini anlatıyor Salyangoz Avcıları. Kitabın isminde geçtiği gibi, bu çocukların salyangoz toplamak gibi bir görevleri var. Bu salyangozlar onları yurt dışına gönderen birine satılıyor, orada da yemek oluyorlar tabi ki. Salyangozla ilgili kısım böyle. Gelelim alt başlığa, yani Şehir Günlükleri ifadesine…

Çocuklar salyangoz ararken bir mağara, mağaranın içinde de birkaç tane küp bulurlar. Bu küplerde hazine olmasını umarken, içinden çıka çıka parşömen çıkar. Bu parşömenler Osmanlıda yaşamış bir meddaha aittir ve onun yaşadığı, meddahlık yaptığı üç şehirden bahsettiği yazılardan oluşmaktadır.

Çocuklar köyde en çok kitap okuyan Kenan amcaya götürürler bu parşömenleri. Okusa okusa, en çok kitap okuyan kişi okur bu farklı yazıyı da, diye düşünürler. El hak öyle olur. Osmanlıda o devirlerde halktan bir meddah, aslında Türkçe yazmalıydı diye düşünüyor insan ama kitaptaki Meddah Farsça yazmış. Kenan bey de biliyor Farsçayı ve çocuklara anında okuyup, çevirebiliyor. Böylece meddahın dilinden İstanbul, Buhara ve Bağdat hakkında biraz bilgi, birkaç olay dinliyoruz. Şehirlerin isimleri bile benim için özel bir öneme sahip. Çocuklar için de öyle olur umarım.

Kitap çocukların hikayesi ana damarı etrafında meddahın hikayesi ile de akıyor. Çocukların salyangoz toplamaları, meddahın hayatında gördükleri bazı unsurlardan hareketle köyde yaptıkları değişiklikler, ekip çalışması vs ile ilerliyor. Meddahın hikayesi ile küçüklerin hikayesi de bitiyor. Tabi Şehir Günlükleri-1 alt başlığına bakılırsa, bu ekip başka bir şekilde daha karşımıza çıkabilir gibi duruyor.

Bu yaş grubu kitaplarında kurguya eğlence katmak üzere, diyaloglara eklenen bazı ifadeler açıkçası beni düşündürüyor. Çocukların birbirlerine söyledikleri şu cümleler gibi:

“Seni çürük turp, seni sıska solucan seni!”

“Bu çocuk üşütmüş!”

“Bu kız iyice tozutmuş”

“Keşke kafana ceviz yerine göktaşı düşseydi! O zaman bu kadar çok konuşamazdın!”

“Sakın tek kelime etme! Sebze püresiyle dolu beynine ve içindekilere ihtiyacım yok!”

Evet hayatın içinde de argo konuşuluyor, edebiyat hayattan bağımsız değil vs filan ama çocuklar karşı takıma, kavga ettikleri çocuklara filan değil, kendi arkadaşlarına sarfediyorlar bu cümleleri. Benim için olumsuz birer unsur.

Bu ifadeler dışında, ekip çalışması ile güzel işler yapmaya çalışan, meraklı bir grup çocuk var hikayede. Kitaba Bala Erfidan’ın çizimleri de eşlik ediyor. Okumayı daha keyifli hale getiriyor.

Şimdiden iyi okumalar.

Salyangoz Avcıları

Yazan: Feyza Kartopu

Resimleyen: Bâlâ Erfidan

Cezve Çocuk, Şubat 2019

138 sayfa, 10+

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: