abone ol: Makale | Yorum

Noa, Monark Kelebekleri ve Her Şey

0 yorum
Noa, Monark Kelebekleri ve Her Şey

Bizim kültürümüzde, bilirsiniz, kabirler köyün, şehrin içindedir. Her ne kadar zamanla dışarı taşınsa da, aslında gözümüzün önünde, konakların bahçelerinde, camilerin kabristanlarındadır. Bunun insanın zaman ve hayat algısına faydaları açısından pek çok yorum dinledim, okudum. Bence bu çocukluktan itibaren bizim de ölümü kabullenme yanımızı sağlam kılıyor. Şairlerimiz, yazarlarımız, türkülerimiz, anneanne ve dedelerimiz de bu algımızda rol oynuyor.

Elimdeki kitap ölüm üzerine olunca, bu girişi yapmadan edemedim. Ölümün çocuklara anlatılması oldukça “öcü” bir konu olarak ele alınabiliyor. Kitabın önsözünde Stephen Jenkinson da bu duruma itiraz etmiş. Her şeyi çözmek zorunda değiliz, ölüm gibi… Sadece var olduğunu ve hepimizin bir gün kapısını çalacağını bilmek yeterli değil mi? Bir arkadaşım aile büyüklerinden biri ölünce, çocuklarına şöyle açıklamıştı ölümü. Kısa bir ayrılık… Sonra yeniden kavuşacağız… Ölümden sonra hayata inanan bizler için, bence çok işe yarayacak bir açıklama…

Noa, monark kelebekleri özelinde ölüm ve hayatın nasıl da birbiri peşi sıra devam eden bir döngü olduğunu görüyor. Orman sanki hayatın bir metaforu olarak kullanılmış. Noa, ormanda yürüdükçe küçük yumurtaları, tırtılı, kelebeği, kelebeğin ölümünü görüyor. Gördükleri karşısında hayret etmesi de pek hoş. Hayret, hayranlıktan gelir. Hayat gibi ölüm de bu sebeple, hayreti hak ediyor…

Şimdiden iyi okumalar.

Noa, Monark Kelebekleri ve Her Şey

Sepin İnceer

Serhat Gürpınar

İstanbul 2020, Doğan Egmont

5+

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: