abone ol: Makale | Yorum

Halepli Zeynep

0 yorum
Halepli Zeynep

 

Kuş Olsam Evime Uçsam’dan sonra demiştim ya, daha bu konuda çok kitap yazılacak muhtemelen diye… İşte o sıralar keşfettim Mevlana İdris’in Halepli Zeynep’ini. Neticede bir an evvel okumak istedim ve sipariş verdim. Şimdi Halepli Zeynep’i biz de misafir edebiliriz.

Aslına bakarsanız anlatırken epey zorlanıyorum bu kitabı. Onun yerine şimdi ekrandan sizleri görsem, kitabı usulca okusam isterdim. Sanki öyle çok daha kolay olurdu. Bu yüzden alıntılarla ilerlemeye çalıştım.

 

Çocukların bunu yapacağı günü görmek istiyorum…

Halepli Zeynep, Halep’ten Antep’e gelişin hikayesi. Yazan Mevlana İdris olunca klasik bir acı öyküsü okumayacağınızı tahmin edersiniz. Öncelikle edebi bir incelikle örülen satırlarla şahit oluyorsunuz Zeynep’in bakışlarına. Zeynep etrafında olan biteni anlamaya çalışır ama nafile. 7 yaşındaki bir çocuk savaşı nasıl normal karşılayabilir ki.

Zeynep bilmiyordu olanları… Bilmiyordu, bindikleri jip okulunun önünden geçerken boğazına tıkanan şeyi.

Bazen hissedersiniz siz de. Yazarlar kurguda geçen şehirleri gerçekten gördü mü görmedi mi… Konu özellikle Suriye, mülteci çocuklar vs ise, oturduğu yerden oralara gitmiş gibi yazılan satırlar canlı olmuyor pek. Gitmediysen de dokunabilir kalbine o coğrafyanın türküsü, onu dinleyerek yaz. Eğer okuyucu bahsedilen yerleri görmüşse, yazılanları yüreği ile test edebilir. Mesela Şam’a gitmişseniz, Emeviye camiinin avlusunda soluklanmışsanız, o ama Hafızlar zihninizde hala taptaze duruyorsa şu satırlar sizin için çok daha derinden ses verecektir:

“Yıkılmış bazı minarelerin bıraktığı boşlukta uçuşan bazı kuşlara bakıyordu. Şam’da hukuk okuduğu yıllarda Emeviye Camii’ne girdiğini ve ikindi namazından sonra bazı direklerin dibindeki kör hafızların, isteyenlerin rüyasını yorumladığını hatırladı.”

Demek, Zeynep’in babası da yazarımız gibi hukuk okumuş. Avukat baba, uzak akrabalarını arayıp bulur ve Halep’ten ayrılan aile, uygun bir yer bularak Antep’e yerleşir. Savaşın insanları yok eden coğrafyasından artık uzaklaşmışlardır. Buna rağmen Zeynep, annesi, babası, tavşanı ve tavuğu yanında olduğu halde eksiklik hisseder.

Ama nasıl bir eksiklik vardı ki Zeynep akşama kadar kendisine sorular sorarken buluyordu kendisi?

Öyle ya, arkadaşları, okulu, mahallesi… Geride bıraktığı her şey, her yaşanmışlık insanda bu eksiklik duygusunu beslemez mi… Neyse ki Antep’teki hayatları biraz daha düzene girer, eskisi gibi olmaya başlar ama…

Ama eksik olan bir şey vardı; her şeyi tutan bir şey.

Bazı metinler sizi yaşananlara şahit tutar. Bir sürü gerçek ya da gerçekçi detay anlatmaya ve onlardan dersler çıkarmaya çalışır bu metinler. Bazı metinler ise her yaşananı anlatmaya gerek olmadığını bilerek, kalbinizin anlamasını sağlar. Hissettirir size. Halepli Zeynep işte öyle bir metin. Bu açıdan tam bir edebiyat, tam bir yürek işi. Tam da Mevlana  İdris kalemi.

Ve bu kitap, yüreğimizdeki acıdan bir umut ışığı çıkarmayı da başarıyor. Hem de yerin altından. Zeynep kiraz ağacının altında oturmuş, masal kitabını heceleyerek okumaya çalışırken. Birdenbire. Böylece belki de okuyucuyu üzüntünün ağırlaştıran, koltuğa gömen etkisinden çıkarıp bir şeyler yapmaya iteler yazar.

Kitabın resimleri Dağıstan Çetinkaya’nın elinden. Satırlardan ümit kokusu çıkana kadar karanlık çizilmiş resimler. Lacivert tonlarında. İnsanın üzerine bir karanlık gibi çöken acıya sanki dokunabilecek gibisiniz. Sonra daha da renkleniyor sayfa, güneş doğuyor sanki.

 

 

 

Halepli Zeynep

Yazan: Mevlana İdris

Resimleyen: Dağıstan Çetinkaya

Vak Vak Yayınları, 31 Sayfa

Cevapla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir